Finansal mühendislik, finansal problemleri çözmek ve kimi durumlarda da yeni finansal ürünler geliştirmek amacı ile ileri finansal analiz tekniklerinin kullanılması anlamına geliyor. Çözüm getirmek için önce parametrelerin tespit edilmesi, sonrasında da en doğru şekilde bir araya getirilmesi gerekiyor.

Proje ve yatırım finansmanında finansal mühendisliğin nasıl uygulanması gerektiği konusunda öncelikle amacın belirlenmesi gerektiğini belirten Dinamo Danışmanlık Kurucu Ortağı, Kamu Özel Ortaklığı (PPP) ve Proje Finansmanı Uzmanı Fatih Kuran, “Yatırım projelerinde amacımız karlı, değer yaratan, sermaye geri dönüş süresi makul olan ve finanse edilebilir projeleri hayata geçirmek. Amacımıza ulaşmak için öncelikle özünde karlı olan projelerimiz olmalı. Bir sonraki aşama ise projeyi daha da karlı hale getirebilecek ve geri ödemelerde sıkıntı yaşatmayacak uygun finansman imkanları ile buluşturmak olmalı. Mümkün olduğunca uzun vadeli, uygun maliyetlerde, esnek kullanım koşullarında ve projenin yaratacağı nakit akışına uygun bir kredi arıyoruz. Bilişsel esnekliğin finansal mühendislik uygulamaları ile kesişim noktası işte tam da bu aşamada gerçekleşiyor. Zira kullanılacak olan finansman imkanları proje bazında önemli farklılıklar arz ediyor. Genelde aspirin gibi her projeye uygun olacak finansman paketleri mevcut değil. Konfeksiyon yerine terzi dikim çözümler oluşturmak gerekiyor.”dedi.

Projelerin yapılabilirliğini sağlayacak doğru finansman kaynaklarını oluşturmanın uzmanlık gerektiren bir iş oluğunun altını çizen Fatih Kuran, finansman kaynağı arayışına başlarken dikkate alınması gereken beş temel unsuru şöyle sıralıyor:

Yatırımın coğrafi konumu

Yatırımın hangi ülkede olduğu ilgili coğrafyada politik riskin durumu, proje ile ilgilenecek bankaları belirlemek ve fon arayışımızı buna uygun olarak şekillendirmek için önemli. Proje finansmanının önemli oyuncularından olan EBRD, IFC, Asya Kalkınma Bankası, İslam Kalkınma Bankası gibi yatırım ve kalkınma bankalarının politikalarını, ilgili oldukları coğrafyaları, sektörleri bilmek ve arayışımızı doğru hedeflere yönlendirmemiz gerekiyor. Kalkınma ve Yatırım Bankaları ile ECA’ler haricinde ilgili coğrafyaya ilgisi olan ticari bankalar ile yatırım kredisi sağlayan veya bazen ortak da olabilen yerel bankaların fon kullandırım koşulları da finansman paketini oluştururken dikkate alınması gereken diğer hususlar.

Yatırım yapılacak olan sektör

Sektörel bazda özel kredi imkanları söz konusu olabiliyor. Örneğin yenilenebilir enerji alanındaki projelerde genel kabül olarak daha uygun kredi kullanım koşulları ve daha uzun vadeler mümkün olabilmekte. Bazı finansal kuruluşları sadece belli sektörlere yoğunlaşmış durumdalar. Bazıları da özellikle alkol, tütün ve savunma sanayi gibi belli sektörlerde olan projeleri fonlamak istememekteler.

Yatırım mallarının menşei

Yatırım mallarını ağırlıklı hangi ülke veya ülkelerden temin edeceğimiz ise Hermes, SACE, Coface, US Exim gibi hangi ECA’ler vasıtası ile finansman sağlayabileceğimizi belirleyecek olması bakımında önemli. ECA (Export Credit Agency) ‘ler yerleşik oldukları ülkenin rakabet gücünü ve dolayısı ile de ihracatını geliştirmeyi hedefledikleri için yatırım mallarının ağırlıklı olarak kendi ülkelerinden temin edilmesi halinde tüm yatırım paketi için uygun kredi imkanları sağlayabilmekteler. Sağladıkları kredinin vadesi ve kullanım koşulları ihracatın yapılacağı ülkenin politik riskine, sektöre ve yatırımın büyüklüğüne bağlı olarak da değişiklik arz etmekte. Bazı projelerde yüklenici şirketler, özellikle daha cazip finansman imkanlarından faydalanabilmek amacıyla mal tedariğini daha rekabetçi ve esnek olan ECA’lerin aktif olduğu ülkelere yönlendirebilmekteler.

Yatırımın büyüklüğü

Finans kurumlarının projelere girerken alt ve üst limitleri var. Sektörel ve coğrafi bazda da bu limitler ayrıca tanımlanabiliyor. Yatırım büyüklüğü kredi vadesine de etki edebiliyor. Genelde daha büyük yatırım projeleri daha uzun vadeli finansman kaynakları ile buluşabiliyor.

Projenin tedarik şekli

Giderek artan şekilde gündeme gelen Kamu Özel Ortaklığı (PPP) kapsamındaki proje yapılarına hakim olmak da ayrıca önemli. Ülke yönetimleri kendi finansman kaynaklarını tüketmediği ve proje performansını arttırdığı için PPP’nin uygulama yöntemleri arasında yer alan Yap-İşlet- Devret ve Yap-Kirala-Devret gibi tedarik yöntemlerini giderek artan şekilde kullanmaktalar. PPP projelerinde müteahhit şirketler genelde yüklenici kimliğinin yanına işletmeci kimliğini de eklemek durumunda kalıyorlar. Yeni dönemde pek de alışkın olmadıkları özellikle işletme performansı ile ilgili gerekliliklere ve risklere hakim olmaları da gerekiyor.

Yorumunuz