Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olan ‘turizm’ sektörü, 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren “Turizm Payı” ve “Konaklama Vergisi” gibi yeni vergi uygulamalarıyla tanıştı.

Sektör temsilcileri yürürlüğe giren yeni vergilerin turizm işletmelerine büyük külfet getireceğini savunuyor. Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğum Trakya Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Gökhan Zengin ise konuya daha kapsamlı bir bakış açısıyla yaklaşıyor.

Mükellefi Otel İşletmecileri, Sorumlusu Tüketiciler

” Turizm sektörü bu vergilere neden karşıdır?” sorusuna yanıt veren Dr. Öğretim Üyesi Gökhan Zengin, ‘Konaklama Vergisi’ ve ‘Turizm Payı’ ile 2020 yılında otel ücretlerinin artacağına işaret ederek şöyle diyor:

“Fiyatlar artacak ve bu artış devletin kasasına gidecektir. Turizmci bu artıştan herhangi bir pay alamayacaktır. Bu verginin mükellefi otel işletmecileri, verginin sorumlusu ise bizler yani tüketicileriz. Otel işletmecileri bu ek vergiyi matraha ekleyip tüketiciye yansıtacaklardır. Bu şekilde de dolaylı olarak konaklama ücretleri artmış olacaktır.

Turizm işverenleri fiyatların artışı ile talebin azalacağını düşünmektedirler. Ancak yapılan çalışmalar bu görüşü doğrulamamaktadır. Ülkemize gelen turistlerin geldiği ülkelerin çoğunda zaten bu vergi uygulanmaktadır. Olsa olsa bu caydırılıcılık yerli turist için olacaktır denilebilir”

Gökhan Zengin ve Ersoy Toptaş

Konaklama vergisi yeni getirilen bir vergimi ?

Ersoy Toptaş: Turizm sektörünü ilgilendiren önemli gelişmeler üzerine sizin görüşlerinize başvurmak istedik. Bunlardan birincisi 05.12.2019 tarih ve 30971 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7194 sayılı “Dijital Hizmet Vergisi İle Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile getirilen “Konaklama Vergisi” ikincisi ise 11/7/2019 tarihli ve 7183 sayılı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Hakkında Kanun ile getirilen Turizm Payı”.

İlk düzenleme olan konaklama vergisi ile başlamak istiyorum. Konaklama vergisi yeni getirilen bir vergimidir? yoksa bu kanun ile oranı mı değiştirilmiştir? 

Gökhan Zengin: Merhaba Ersoy bey. Evet bu vergi ülkemize ilk kez yasal olarak getirilmiştir. Ancak Dünya üzerinde epeydir uygulanan vergidir. Konaklama vergisi başka adlar ile ilk önce 2004 yılında kamuoyuna getirilmiştir. Hatırlanacağı gibi 2004 ve 2005 yılında yeni belediye kanunları hayata geçmiştir. 2008 yılında ise konaklama vergisi tekrar gündeme gelmiş ve “belediye ve il özel idareleri gelirleri” tasarısı içinde  TBMM gündemine tasarı olarak getirilmiştir. Ancak turizm acenteleri ve otel işletmecilerinin baskısıyla kanun tasarısı, teklif haline dönüştürülemeden alt komisyonda ret edilmiştir.

Ersoy Toptaş: Öncelikle şunu sorayım o halde, turizm sektörü bu vergiye neden karşıdır?

Gökhan Zengin: Çok basit çünkü fiyatlar artacak ve bu artış devletin kasasına gidecektir.Turizmci bu artıştan herhangi bir pay alamayacaktır.  Bu verginin mükellefi otel işletmecileri, verginin sorumlusu ise bizler yani tüketicileriz. Otel işletmecileri bu ek vergiyi matraha ekleyip tüketiciye yansıtacaklardır. Bu şekilde de dolaylı olarak konaklama ücretleri artmış olacaktır. Turizm işverenleri fiyatların artışı ile talebin azalacağını düşünmektedirler. Ancak yapılan çalışmalar bu görüşü doğrulamamaktadır. Ülkemize gelen turistlerin geldiği ülkelerin çoğunda zaten bu vergi uygulanmaktadır. Olsa olsa bu caydırılıcılık yerli turist için olacaktır denilebilir.

Ersoy Toptaş: Anladım. Peki ilgili kanun ile getirilen “konaklama vergisi” nasıl bir vergidir? Ve nasıl hesaplanacaktır?

Gökhan Zengin: Kategorik olarak bu vergi bir çeşit “tüketim ya da gider vergisidir” ve değere göre hesaplanmaktadır. Bu tür vergilere literatüründe “ad-valorem vergi” denilmektedir. 7194 sayılı Kanun’un 9. maddesinde tanımlanan bu vergi 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 34. maddesinde değişiklik yapılarak bu kanun içine kanun içine eklenmiştir.  Bu kanun ile otel, motel, tatil köyü, pansiyon, apart otel, misafirhane, kamping, dağ evi, yayla evi gibi konaklama tesislerinde verilen geceleme hizmeti ile bu hizmetle birlikte satılmak suretiyle konaklama tesisi bünyesinde sunulan diğer tüm hizmetlerin dâhil olduğu gecelik konaklama bedelinin (matrah) %2’si eklenerek hesaplanacaktır. Matrah’a uygulanacak bu %2’nin üzerine ayrıca KDV (%8) eklenerek tüm vergiler dahil oda ücreti ortaya çıkacaktır. Uygulama oda ücreti üzerinden yapılacağından oda da kalan kişi sayısının bir önemi bulunmamaktadır.

Kanun hemen mi uygulanacak geçiş aşaması yok mu?

Ersoy Toptaş: Peki bu kanun hemen mi uygulanacaktır yani bir geçiş aşaması yok mu? Özellikle yurtdışı seyahat operatörleri anlaşmalarını 6 ay önceden yapmaktalar.

Gökhan Zengin: Evet bir geçiş aşaması var tabi. Uygulama 01 Nisan 2020’de başlayacaktır. Yani oteller ilk beyannameyi Mayıs 2020’de vereceklerdir. Bu beyanname de muhtasar ve KDV gibi ilgili dönemin bir sonraki ayının 26. gününde ödenecektir. Ayrıca 2020 geçiş yılı kabul edilerek 31/12/2020’ye kadar konaklama vergisi %2 yerine %1 olarak uygulanacaktır. Maliye ve Hazine bakanlığı henüz beyanname şekli ve usulüne ilişkin bir genelge yayınlamamıştır. Ayrıca diğer gider vergilerine benzer şekilde konaklama vergisi oranını da Cumhurbaşkanı, bir katına kadar artırmaya ya da yarısına kadar indirmeye veya bu sınırlar içinde farklı oranlar tespit etmeye yetkilidir.

Ersoy Toptaş:  Peki bu yeni gelecek konaklama vergisi yabancı turiste mi yönelik olarak mı alınacak? İkinci sorumda bir vergi olduğuna göre ne gibi istisnalar var?

Gökhan Zengin: Çok güzel bir konuya parmak bastınız Ersoy bey. Konaklama vergisi yerli yabancı herkesten alınacak. Biliyorum akla öncelikle yabancı turistten alınacağı geliyor. Ki 2008 yılkında verilen tasarı da sadece yabancı turistten alınacağı metinde yazıyordu. İkinci sorunuza gelirsek vergiden kişi ve hizmetin biçimi yönünden istisnalar elbette var ancak Dünya ve Avrupa uygulamaları karşılaştırdığımızda yetersiz olduğu görülmektedir.

Konaklama vergisinden:

1) Öğrenci yurtları, pansiyonları ve kampları ve buralarda öğrencilere verilen hizmetler.

2) Karşılıklı olmak kaydıyla yabancı devletlerin Türkiye’deki diplomatik temsilcilikleri, konsoloslukları ve bunların diplomatik haklara sahip mensupları ile uluslararası anlaşmalar gereğince vergi muafiyeti tanınan uluslararası kuruluşlar ve mensuplarına verilen hizmetler bu vergiden muaf tutulmuştur.

Bu verginin gelirleri belediye veya il özel idarelerine gidecek mi?

Ersoy Toptaş: Gökhan bey siz istisnalardan bahsederken bir şey aklıma takıldı. Konaklama vergisinin daha önce “belediye ve il özel idare vergileri” tasarısının içinde olduğunu söylemiş ve kapsam yönünden de yine bu tasarıya referans vermiştiniz. Bu verginin gelirleri belediye ya da il özel idarelerine mi gidecek peki?

Gökhan Zengin: Hayır Ersoy bey. Konunun teknik yanlarını bir kenara bırakırsak belki de bu düzenlemenin en olumsuz yanının bu olduğunu söyleyebiliriz. Maalesef tüketici olarak cebimizden çıkacak bu pay şu an ki haliyle tamamen merkezi yönetimin hazinesine gidecektir. Bu verginin gelirleri Dünya ve Avrupa ülkelerinin tamamında ya yerel yönetimlere ya da yine o şehirde kullanılmak üzere “turizm tanıtım fonu ya da ajansı” gibi yarı kamusal organizasyonlara bırakılmaktadır. Bu konuda tüm AB üyeleri ABD ve Hawai uygulamalarına baktığımda bir ülkenin bizdeki şekli ile uygulamadığını gördüm maalesef. Yine çok önemli bir uygulama farklılığı da Türkiye’de tek oran belirlenmesidir. Oysa Avrupa ve Amerika’da konaklama vergisi oranı; tesisin yıldız sayısına, sezona ve destinasyona göre değişmektedir. Düşünseniz Antalya’da 7 yıldızlı her şey dahil bir otel ile Muş’ta iki yıldızlı oda kahvaltı veren bir otelin vergisi nasıl aynı olabilir.  

Ha tüm AB ülkeleri bu vergiyi alıyor mu diye soracak olursanız cevabım hayır olacaktır. Lüksemburg, İsveç, İngiltere, İskoçya, İrlanda, Finlandiya, Letonya ve Güney Kıbrıs konaklama vergisi uygulamayan Avrupa ülkeleridir. Ayrıca söylemeliyim ki konaklama vergisi AB ve Dünyada çeşitli isimlerle uygulanmaktadır. Kimi ülkeler buna turizm vergisi, otel vergisi diye adlandırırken kimi ülkeler yatak vergisi, geçici doluluk vergisi gibi isimler vermektedirler.  Dünyada konaklama vergisi işine ilk başlayan ülke ise ABD olmuştur. 1946 yılında sadece yabancı turistler için uygulanan bu vergi 1980’lerden sonra tüm eyaletlerde yaygınlaşmış ve genele yayılmıştır. 

Verginin gelirleri neden belediyelere bırakılmalıdır?

Ersoy Toptaş: Konaklama vergisi gelirinin merkezi yönetime bırakılacak olması gerçekten şaşırtıcı. Peki bu verginin gelirleri neden belediyelere bırakılmalıdır? Bu soru paralelinde yerel yönetimlerin gelir durumunda kısaca bahsetmenizi isteyeceğim.

Gökhan Zengin:  Ersoy bey vergi teorisine göre verilen vergi ile alınan kamusal hizmet arasında bir bağ kurulması gerekir. Bu bağın nedenselliği verginin etkinliğine olan inancı ve şeffaflığını da arttıran bir unsurdur. Altyapı, yol, su, temizlik, şehir içi ulaşım, plajlar, otopark, park ve bahçeler gibi hizmetler Türkiye’de de belediyeler ve diğer yerel yönetimler tarafından sunulmaktadır. Ayrıca yüksek sezonda kimi turizm beldelerinde yoğunluk olağan nüfusun 3-4 katına çıkmaktadır. Bu hizmetlerin karşılanması da yerel yönetimlerin görevidir. Turizm kaynaklı artan maliyetlerin konaklama vergisi gibi ek gelirlerle karşılanması belediyelerin finansman ihtiyacı açısından önemli bir kalemdir. Bu gelir aynı zamanda turizmin çevreye yarattığı olumsuz dışsal maliyetlerin finansmanında katkılar sunabilecektir.

Belediyelerin dolaylı da olsa turizm faaliyetlerinden elde ettiği iki gelir vardır. Emlak vergisi payından alınan %10’luk “taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payı” ile müze giriş yerlerinden alınan %5’lik “belediye payı” dır. Ancak bu iki gelir hem tam anlamıyla tahsil edilememekte hem de bütçe içinde devede kulak kalmaktadır.

Türkiye’deki tüm belediyelerin gelirleri içinde vergi gelirlerinin payı %15’ler civarındadır. Buna öz gelirler de denmektedir. AB ülkeleri yerel yönetimlerinin öz gelirleri neredeyse %30’lar civarındadır. Gelirlerin en önemli kısmi zaten %66 ile merkezi yönetimlerden nüfusa göre aktarılan paylardan oluşmaktadır. Bu da Türkiye’de belediyeleri merkeze bağımlı hale getirmektedir. 

Türkiye’deki belediyelerin kendi aldığı vergiler ve harçlar için alt ve üst sınırlar arasında bile oran tespit etme yetkisi bulunmamaktadır. Oysa tüm Avrupa ülkelerindeki yerel yönetimler merkezi yönetimin belirlediği sınırlar içerisinde yerel vergi ve harçlara karar verebilmektedirler. Türkiye’de tek istisna gibi kabul edilebilecek durum ise “ilan ve reklam vergisi” ile biletle girilmesi zorunlu olmayan eğlence yerlerinden alınan “eğlence vergisinin” belirlenen alt ve üst sınırlar arasında semtler arasında ekonomik denge farkını korumak suretiyle tarifeler üzerinde belirleyeceği miktarın Cumhurbaşkanınca kabul edilmesi halinde belirleyebilme yetkisi vardır. Bu iki verginin payı toplam vergi gelirleri içerisindeki ortalama %5-6 civarında kalmaktadır. Yani çok da önemli bir gelir kalemi değildir aslında.

Türkiye’nin turizm gelirleri

Ersoy Toptaş:  Bu anlattıklarınızdan hareketle konaklama vergisinin özellikle turistik yöre belediyeler için aslında önemli bir gelir kalemi olduğu anlaşılıyor. Peki Gökhan bey Türkiye’nin turizm gelirleri ve Akdeniz ülkeleri içindeki payından bahsetmek istersek ülkemizi nerede konumlandırabiliriz?

Gökhan Zengin: 1980’den beri turizm gelirlerimiz artmaktadır. Turizm gelirlerinin GSYİH içindeki paylarına bakıldığında 2016’da ciddi bir düşme olmasına karşın 2017 ve 2018 toparlanarak %3.8/GSYİH olmuştur. Ancak hiç bir zaman %4’ü geçememişiz. OECD verilerine göre İspanya milli hasılasının %11’i turizm gelirlerinden gelmektedir. Turist sayısı bizden düşük Yunanistan’ın ortalama turizm geliri milli hasılasının %6’sı kadardır. Tabi bunun arkasında yatan en önemli etken her şey dahil sistemi ve kayıt dışı ekonominin varlığıdır. 

2018 yılında ülkemizi yaklaşık 39 milyon kişi ziyaret etmiştir. TÜİK’in verilerine göre, 2018 senesinde seyahat süresince gerçekleşen kişi başı ortalama turizm harcaması 647$ olarak kaydedilmiştir. Bu pay ülkemizi ziyaret eden kişi sayısına oranlandığında oldukça düşük gözükmektedir. Türkiye’yi dış ülkelerle karşılaştırdığımızda ise gelen turist sayısı bakımından Dünya’da 8. Avrupa da ise 5. durumdayız. Akdeniz de ise yine ziyaretçi sayısı bakımından 4. durumdayız.

Yurt içindeki illerimizin konaklayan turist sayısı paylarının dağılımına bakıldığında (2018) Antalya’nın %50,29, İstanbul’un %13,64, Muğla %10,23, İzmir %3,78 ve Aydın’ın %2,74 ile sıralandığını görürüz. Bir çıkarımla konaklama vergisini belediyeler alsaydı toplam gelirin yarısı Antalya Büyükşehir ve ilçe belediyelerine gidecekti diyebiliriz rahatlıkla.

Diğer ülkelerde konaklama vergisi nasıl uygulanıyor?

Ersoy Toptaş:  Peki Gökhan bey biz Akdeniz çanağında yer alan bir ülkeyiz ve muhtemelen dış turizmde rakiplerimiz, İspanya, İtalya, Fransa ve Yunanistan. Peki bu ülkelerde konaklama vergisi nasıl uygulanıyor?

Gökhan Zengin: Doğru Ersoy bey. Rakibimiz saydığınız ülkeler. 2018 yılı rakamlarıyla Fransa 87 milyon , İspanya 82 milyon, İtalyan 58 milyon, Yunanistan ise 28 milyon civarında. Bu ülkelerin hepsinde konaklama vergisi benzeri isimlerle uygulanıyor. Zaten 2006 yılında AB direktifi ile tüm birlik ülkelerinin uygulaması tavsiye edilmiştir. Rakibimiz olan 4 Akdeniz ülkesinin konaklama vergisi uygulamasını aşağıdaki Tablo 1’den daha net görebiliriz.

Turizm Payı Nedir ?

Ersoy Toptaş: Tablodan görüldüğü üzere ülkemizdeki gibi oran uygulayan ülke hiç yok. Hepsi maktu bir tutar uyguluyor. Bir oda da her kişiye ayrı vergi kesmeleri de ilginç gerçekten. Fakat hepsinde yıldız sayısına ve şehre göre farklı uygulamalar var. Türkiye’nin konaklama vergisi uygulaması çok sade kalıyor bunların yanında. Yine gördüğüm kadarıyla uygulama bakımından bize en yakın ülke komşumuz Yunanistan.  Peki Gökhan bey son olarak otel fiyatlarını arttırması muhtemel başka bir yükümlülük olan “turizm payı”ndan kısaca bahseder misiniz?

Gökhan Zengin: Tabi ki. Bu pay 2019’da kurulan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın kuruluş amaçlarının gerçekleştirilmesi ve faaliyetlerin finansmanında kullanılmak üzere alınmaktadır. 26.10.2019 tarihinde kurulan bu ajansın kuruluş amacı ya da faaliyetleri maalesef kuruluş kanununda yer almamıştır.  Kanunda sadece Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı bir kuruluş olduğu, yönetim yapısının oluşumu hakkında bilgiler vardır. Benzer ajanslar yurtdışı örneklerde vardır. Hatta bazı ülkelerde konaklama vergisi bölgesel düzeyde teşkilatlanan bu tür ajanslara bile bırakılmaktadır. Tabi ki temel amaç turizmi geliştirmektir. Bakanın açıklamalarında ise sektör için çabuk karar almak gibi ifadeler bulunmaktadır. Bekleyip göreceğiz demekten başka çare yok şu aşamada. İşin vergisel boyutu ise şu şekildedir: 

Net satış ve kira gelirlerinin toplamı üzerinden

  1. Bileşik tesisler ile konaklama tesislerinden binde yedi buçuk,
  2. Bakanlıktan belgeli yeme-içme ve eğlence tesislerinden binde yedi buçuk,
  3. Deniz turizmi tesisleri ile Bakanlıktan belgeli deniz turizmi araçlarından binde yedi buçuk,
  4. Seyahat acentalarından (münferit uçak bileti satışları hariç) on binde yedi buçuk,
  5. Havayolu işletmelerinden (ticari yolcu taşımacılığı faaliyetlerinden) on binde yedi buçuk,
  6. Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından işletilenler hariç olmak üzere havalimanı ve terminal işletmelerinden binde iki, oranında olmak üzere vergi alınacaktır. Bu verginin dönemi de aylıktır. KDV, muhtasar, konaklama vergisi gibi her ayın 26. ödenecektir.

Ersoy Toptaş: Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim Gökhan bey.

Gökhan Zengin: Bu fırsatı sağladığınız için ben teşekkür ederim Ersoy bey. İyi günler.

Yorumunuz